Bizi takip edin
Dil Seçimi :
21/06/2021

Birbirinden farklı lezzetleriyle yemeklere eşsiz bir tat katan baharatın geçmişini daha önce hiç merak etmiş miydiniz?

Damaklarımızda harikalar yaratan bu baharatların tarihine hadi bir göz atalım. Baharatın tarihi M.Ö. 5000 yılına kadar uzanıyor. Bu yıllarda baharat bitkilerini; kum, kül gibi çevresel faktörlerden korumak, saklamak ve bozulmasını engellemek için çiğ etin çevresine sarıyorlardı. Bitkilere sarılı etleri pişirdiklerinde, tadında değişiklik fark eden ilkel insanlar, tarihe bir yenilik daha katarak yiyecekleri tatlandırmanın yolunu keşfettiler. Günümüzde arkeolojik kazı çalışmaları sayesinde ise kekik, hardal, rezene, safran ve karanfil gibi baharat bitkilerinin Mezopotamya’da kullanıldığı fark ediliyor.

Ticarette Baharatın Yeri

Baharat, dünyada ilk kez Uzak Doğu’da kullanılmış ve baharat ticareti yine ilk kez Çin’de başlamıştır. Çinlilerin başlattığı ticareti Araplar devam ettirmiş ve daha da geliştirmişlerdir. Baharatın en çok üretildiği ve ticarette en çok durak aldığı yer hepimizin de tahmin edeceği üzere Hindistan’dı. Buraya Mısır ve İtalya gibi ülkeler kara ve deniz yoluyla gelerek çeşit çeşit, rengarenk baharatları çuvallar dolusu satın alırlardı. Dünyanın en büyük ticaret yollarından Baharat Yolu’nun başlangıç noktası Hindistan ve İpek Yolu’nun başlama sebeplerinden en büyüğü de tabii ki yine baharattı.

baharat-tarihi-2

Avrupa’da Baharatın Keşfi

Tüm dünyada büyük üne ulaşan bu yeni ürünü, Antik Yunan tüccarları batıya getirerek, yemeklerde eşsiz tatlar uyandırılmasını sağlardı. Batının, yemeklerinde ilk tanıştığı aromatik baharat ise karabiberdi. Uğruna savaşlara girilen bu eşsiz tadın, geçmişte fiyatının oldukça yüksek olduğu, bir karabiber çuvalının neredeyse bir insan hayatına eş değer olduğu biliyor muydunuz? Avrupa’da bir ürünün fiyatı pahalıysa “karabiber kadar pahalı” terimi bile sık kullanılırdı. Hatta İngilizce’de “spices” (baharat) kelimesi “nakit para” anlamına gelmekteydi. Günümüzde bu kadar kolay ulaşım sağlayabildiğimiz bu bitkilerin bazı ülkelere girilmesine bile izin verilmiyordu. Haliyle baharatın değeri ve fiyatı da artıyordu.

Baharatın Kullanım Alanları

Antik Çağlar’dan beri dünyada büyük öneme sahip olan baharat tat verme dışında; sağlık, kozmetik, dinsel ritüeller, çeşitli büyüler için de kullanılmaktaydı. Roma’da Olimpiyat savaşçılarına defne yaprağından taçlar örülerek, savaşçıların görünümüne güç katılırdı. Kadınlar banyo sonrasında vücutlarına baharat kokulu yağlar sürer, kutsal mekanlarda güzel koku versin diye yakma yöntemiyle baharat bitkilerinden tütsü kullanır, aroma vermesi için içilen içeceklere eklerlerdi.

baharat-tarihi-3

Baharatın Sağlıkta Şifası

Faydalarını saymakla bitmeyen baharatlar Eski Yunan, Sümer, Asur, Mısır, Çin, ve Roma’da sağlık alanında anti bakteriyel özelliği sayesinde hazımsızlık, mide bulantısı ve ağrıları, soğuk algınlığı, yorgunluk, yüksek şeker ve çeşitli hastalıkların tedavi yönteminde şifalı ot olarak kullanılmaktaydı. Galen ve Hipokrat gibi zamanın tanınan hekimleri, baharatları çeşitli ilaç yapımında kullanmışlardı. M.Ö. 400’de ünlü Yunan hekimi Hipokrat, baharat ve otlardan oluşturduğu 400’den fazla ilaç yaparak tıp alanında büyük mesafeler kat edilmesini sağlamıştı.

Baharat, sayısız evrelere ve değişimlere uğrayarak günümüzde çeşitli kültürlerin mutfağında, sayısız etnik yemeklere tat vermeye ve farklı kullanım alanlarında, farklı özelliklerde fayda sağlamaya devam ediyor.

Tarihte, insanlar için büyük öneme sahip olan bu eşsiz tadı, artık tüm dünya öğütülmüş şekli dışında; uçucu yağ, sıvı aroma ve değişik türevleriyle kullanmaya devam ediyor. Damaklarımızda farklı hazlar uyandıran baharat, kokusuyla ve tadıyla evlerimizin mutfağında yer ediniyor ve yıllar boyunca da önemini koruyacak gibi görünüyor.

Bağdat dünya lezzetlerini şimdi daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Diğer Blog Yazıları
Bağdat Hakkında
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Kabul Et